BİR GOLAN ÇERKESİ’NİN AİDİYET, GÖÇ VE DİASPORASI ÜZERİNE

 

BİR GOLAN ÇERKESİ’NİN AİDİYET, GÖÇ VE DİASPORASI ÜZERİNE

Bir uçurtma-i nadide olsam asuman-ı alide pervaz eyleyen,

Diyar-ı hakikiyeye tez vakitte vuslat eyleyen,

Hatırama gelen eyyam-ı maziye avdetsem ve nisyan etse beni zaman

Riyah, elhan misali tekellüm etse benimle.

Senelerdir uyunumdan baid lakin kabime yakin olan diyarıma isal etse..

Nerede peki bu diyar? Doğduğum mekan mı, yaşadığım mekan mı yahut hiç görmediğim anavatan mı? Çocukluğumdan bu yana hep kafamda yankılanan o soru. Henüz cevap yok. Bu kriteri kim beliriyor? Toplum mu, biz mi, çevremiz mi? Bir Çerkes olarak nereyi vatan sayıyoruz, aidiyet duygumuz neye göre belirleniyor? Hatta soruyu daha da daraltayım: Golan Çerkesleri aslen nereye ait misal? Diaspora üzerine diaspora, göç üzerine göç... 1864 anavatan sürgünü, 1967 Golan’dan sürgün, 2011-2012 Suriye’den sürgün.’’ Tam buraya aitim artık.’’ dediği anda yeniden yerinden edilmiş bir halk. Bunun üçünü de yaşayan thamadeler vardır muhakkak ya da sadece birini yaşayan bir adam, kadın yahut genç. Tıpkı ben gibi. Bir yandan bütün her yere her şeye aitmiş gibi hissederken diğer yandan ‘’hiçbiri değil aslında’’ fısıldayan bir ses var hep. Belki de bu yüzden fazla milliyetçi deniyor biz Çerkesler’e. Hem azınlık hem diaspora derken bir şeylere tutunma çabasından doğuyor ya aslında her şey. En ufak bir geleneği sürdürme çabası da bundan olsa gerek. Yani aslında bir nevi de var olma mücadelesi, yok olmaya karşı hayata tutunma gayreti. Dil, dans, müzik, yemek,kitap... ne bulursak hepsine ulaşmaya çalışıyoruz. Ki bunu normalimize dökelim. Yaşayalım yaşatalım. Bizden sonraki Nartlar Seteneyler de vakıf olsun onlar da yaşatsın sonrakilere. Güçlendikçe var olalım var oldukça güçlenelim. Ha diasporadan anavatana da bir köprü de kuralım elbet.

Diasporada doğup başka bir diasporaya sığınmak… Bu, iki kez köksüz kalmak demek, fakat aynı zamanda, iki kez direnmek… bunu ihmal etmemek gerek. Ben o direncin çocuklarından biriyim. Köksüzlüğümü utançla değil, hafızayla taşıyorum. Çünkü çok iyi  biliyorum ki : göç eden unutmaz. Sadece sessizleşir. Ve ben, o sessizliğin içinden yazıyorum şimdi.Kendimi, geçmişimi, ve her göçün ardında kalan o hatıraları..  Hülasayı  kelam: ‘’ ATALARININ UNUTTURMAK İSTEDİKLERİNİ TORUNLARI HATIRLATMAK İÇİN UĞRAŞIR.’’


Tammara BORSA

Yorumlar

Popüler Yayınlar