Elbrus Dağları’nın Gölgesinde Bir Şehir

 Nalçik’e ilk adım attığım an, beni karşılayan şey şehrin sessiz ama derin bir huzuruydu. Sanki şehir acele etmiyor, insanları da acele ettirmiyordu. İlk kez geldiğim halde, içimde “Ben burayı tanıyorum” hissi vardı; belki de bunun nedeni Kabardey toprağının bana gerçekten ait olmasıydı.

Nalçik’i özel kılan en büyük şeylerden biri, şehrin her köşesinden görülebilen o muhteşem dağ silueti: Elbruz gözüküyor; insanı hem büyülüyor hem de garip bir şekilde sakinleştiriyor Ayrıca. Şehirde gezerken dağların seni izlediğini hissediyorsun. 

“Belki de Nalçik’in güzelliği, insanı evindeymiş gibi hissettirmesi.”

Şehirde gezerken Sovyet döneminden kalma binalar dikkat çekiyor. (Müzeler, devlet binaları, kültür sarayları…) Hepsinde eskiye dair bir iz, bir hikâye var. Bu mimari Nalçik’e nostaljik bir hava veriyor

Nalçik’in en güzel yanlarından bir diğeri ise soydaşların dayanışmasıydı. kafelerde otururken garsonların halimizi hatırımızı sorması, bize ne kadar anadilimizi bilmiyor olsak da kültür sohbetleri yapmaları gerçekten çok tatlıydı. Bir adres sorduğumuzda tarif etmekle kalmayıp, neredeyse götürecek kadar ilgilendiler, evlerine davet ettiler. (Tabi anadilimizi bilmediğimiz için biraz tepki gördük ama o da bizim ayıbımız)

 Taze peynirler, el işi ürünler, yeni moda tarzına uyan aynı zamanda geleneksel izler taşıyan kıyafetler …Her şey çok doğal ve yerel kültürle iç içe.

Nalçik denince akla Kafkas atları gelir. Onları ilk kez yakından görmek bambaşka bir deneyimdi. Hem zarif hem güçlü duruşları, Kafkas kültürünün asaletini adeta yansıtıyor. At çiftliklerinden birinde kısa bir binicilik yaptık o kısacık tur bile bize unutulmaz bir anı oldu.

Gün batınca şehir ayrı bir güzelliğe bürünüyor. Sokaklar sakinleşiyor, şehrin ışıkları yanıyor ve havaya bir dinginlik çöküyor. Nalçik’te gece yürüyüşü yapmak; özellikle park kenarında yürümek, su sesini dinlemek, şehir lambalarının altında düşünmek çok huzur verici.

Kabardey olarak Nalçik benim için sadece bir şehir değil; köklere dönüşün sembolüydü. Dilini duyduğun, müziğini hissettiğin, insanlarını kendi ailenden biri gibi gördüğün bir yer… Kafkas kültürünün o güçlü karakteri, dayanışması, nezaketi her yerde hissediliyor.

Bu gezi, hem kendimi hem de kültürümü daha iyi anlamamı sağladı

“Nalçik, gidenin aklında kalıyor; kalbinde bir

yer açıyor.”


GÖNEBJEY Öykü ALAV


Yorumlar

Popüler Yayınlar